Uluğ Enerji İşçileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Önünde: “Yeni Evli Arkadaşımız, Düğün Borçlarını Ödeyemediği İçin İntihar Etti”

Haber: CEYLAN SAĞLAM – Kamera: AZİZ METİN TURAN

Toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde yaşadıkları anlaşmazlık nedeniyle Çanakkale’den Ankara’ya yürüyen Uluğ Enerji işçileri, bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, “Asgari ücrete çalışacak bir ücrete reva görüldüler. Şunu iyi biliyoruz ki ürettiğimiz ile alın terimiz ile ortaya koyduğumuz ile bütün kentleri var ediyoruz. Akşamları parklarda huzurlu bir şekilde dolaşabiliyorsanız tek bir gerekçeniz var, o da enerji işçilerinin varlığıdır” dedi. Bir işçi ise “İş kazası geçirdiğinde insan sınıfında olmadığın için seni geçiştirmeye çalışıyorlar. Arkadaşlarımız, düşük zamdan dolayı; yeni evli olan arkadaşımız, düğün borçlarını ödeyemediği için intihar etti. Bizi duvara sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bizim sesimize kulak verin, bizim sesimize kulak vermeseniz de iki yıl daha yüz yüzeyiz. Bu iş bu vaziyette gidecek” diye konuştu.

Uluğ Enerji işçileri, DİSK’e bağlı Enerji-Sen ile şirket arasında süren TİS görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine 10 Nisan’da Çanakkale’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. Başkent’e ulaşan işçiler, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşananları, sendikal faaliyetlerinin engellenmesini ve kendilerine teklif edilen ücret zammını bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde protesto etti.

“BİZE BU RAKAMI TEKLİF EDEREK GURURUMUZLA OYNUYORLAR”

Uluğ Enerji işçisi İsmail Özdemir, şunları söyledi:

“Bizler, bu ülkenin 21 dağıtım şirketinden biri olan Uluğ Enerji bölgesindeki Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Yalova’nın sokaklarını, caddelerini aydınlatan enerji işçileriyiz ve bizler, bu ülkenin köyleri, mahalleleri, şehirleri, hastaneleri, okulları enerjisiz kalmasın diye karda, yağmurda direk tepesinde, enerji hatlarında çalışan emekçileriz. Bize bu yöneticiler, asgari ücretin 8 bin 500 TL olduğu bu ülkede 9 bin 600 lira gibi bir rakamı reva gördüler. Bizler, işimizi severek ve gururla yapıyoruz. Bize bu rakamı teklif ederek gururumuzla oynuyorlar. Şu an burada, Ankara’da, Çalışma Bakanlığı önündeyiz. Görev başında olan bütün enerji çalışanı arkadaşımıza selam olsun.”

“AKŞAMLARI PARKLARDA HUZURLU BİR ŞEKİLDE DOLAŞABİLİYORSANIZ TEK BİR GEREKÇENİZ VAR, O DA ENERJİ İŞÇİLERİNİN VARLIĞIDIR”

Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ise şu açıklamayı yaptı:

“Hepiniz biliyorsunuz, günlerdir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Çanakkale’de, Balıkesir’de, Bursa’da ve bugün de buradayız; Ankara’da, Çalışma Bakanlığı önündeyiz. Haklı bir talebi yükseltmek için, işçi arkadaşlarımızın insanca yaşayacak bir ücret talebi için bugün buradayız. Uluğ Enerji ilk sendikal deneyimlerini gerçekleştirdiklerinde onlarca işçi arkadaşlarımızı kapının önüne koymuşlardı. Sendikasız ve güvencesiz çalışan işçilere, ‘Bizim dediğimiz sendikaya üye olun, biz de sizinle birlikte huzurla çalışalım’ diyerek baskı ve tehditle sarı sendikaya işçi arkadaşlarımızı üye yaptılar. Ama geçen yılların içinde defalarca TİS imzalandı, her imzalanan TİS ardından da işçi arkadaşlarımızın alım gücü her geçen gün daha da azaldı. Asgari ücrete çalışacak bir ücrete reva görüldüler. Şunu iyi biliyoruz ki ürettiğimiz ile alın terimiz ile ortaya koyduğumuz ile bütün kentleri var ediyoruz. Akşamları parklarda huzurlu bir şekilde dolaşabiliyorsanız tek bir gerekçeniz var, o da enerji işçilerinin varlığıdır.

“İŞÇİLERİ 9 BİN 600 LİRA SEFALET ÜCRETİNE MAHKUM ETMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ”

Maalesef kısa süre önce bu ülkede bir felaket yaşadık, o kentleri de aydınlatmaya giden yine buradaki gördüğünüz işçi kardeşlerimizdi. Bütün kentleri ayağa kaldırdılar, bütün kentleri aydınlattılar ama aydınlatamadıkları tek bir yer var, o da dediğimiz gibi kendi evleri ve ocakları.  Enerji-Sen’e üye oldular ve yetkiyi aldık, işçilere döndük ve dedik ki ‘Binden fazla işçi bir günde dönüp bir sendikaya üye oluyorsa orada bir sorun vardır, bunu çözmemiz lazım’. Ekonomik taleplerini dile getiriyorlar, bunları çözmemiz lazım. Her yapılan görüşmede iş verenler, işçi arkadaşlarımız ile bizleri oyaladılar. Toplantıları erteleye erteleye Yüksek Hakem Heyeti’ne kadar süreci getirdiler. Kendilerine buradan soruyoruz; Ankara’dan Bursa’ya, ‘Kar yağıyor’ dediğiniz günlerde binlerce arkadaşlarımızı çalıştırdınız mı? Direk tepelerine, trafo başlarına gönderdiniz mi? Ama siz, üstünüze düşen sorumluluğu yerine getirmediniz. İşçilere döndünüz, 9 bin 600 lira sefalet ücretine mahkum etmeye çalışıyorsunuz. 70 lira ile beslenmelerini sağlamaya çalışıyorsunuz. Enerji işçileri günlerdir size bir şeyler söylüyor, bunu artık duymanız lazım. Bunu artık görmeniz lazım.”

“ŞİRKET YÖNETİCİLERİ BİR TEŞEKKÜR BİLE ETMEDİLER. BİZİ PARYA OLARAK GÖRDÜKLERİ İÇİN, İNSAN OLARAK GÖRMEDİKLERİ İÇİN BÖYLE DAVRANDILAR”

Uluğ Enerji işçisi ve Enerji-Sen Bursa Şubesi Başkanı Ayhan Özdemir, ANKA Haber Ajansı’na şöyle konuştu:

“Pandemi koşullarında biz, gece gündüz demeden devamlı çalıştık. 24 saat esasına göre bizi çalıştırdılar. Bize, pandemi döneminde, ‘İç tesisatlarına da müdahale edeceksiniz’ dediler. Abonelerin iç tesisatlarına kadar arızalarını giderdiğimiz halde bize bir teşekkür bile etmediler. Arkadaşlarımız, ben dahil Covid-19’lu insanların evlerine girdik. Şirket yöneticileri bir teşekkür bile etmediler. Bizi parya olarak gördükleri için, insan olarak görmedikleri için böyle davrandılar. Hayat koşulları gün geçtikçe kötüleşti. Asgari ücrete iki kez zam yapıldı. Ama bizi asgari ücretle yan yana getirmediler. Asgari ücrete yüzde 51 zam yapıldı; bizde yüzde 30, yüzde 35 civarında zam yaptılar. İkinci zamda da düşük zam yaptılar. Bu sefer asgari ücretin altında kaldık. 5 bin 400 liraya geliyordu net maaşımız.

“YENİ EVLİ OLAN ARKADAŞIMIZ, DÜĞÜN BORÇLARINI ÖDEYEMEDİĞİ İÇİN İNTİHAR ETTİ”

İş kazası geçirdiğinde, insan sınıfında olmadığın için seni geçiştirmeye çalışıyorlar. Arkadaşlarımız, düşük zamdan dolayı; yeni evli olan arkadaşımız, düğün borçlarını ödeyemediği için intihar etti. Uluğ Enerji müdürlerinden hiç kimseyi cenazeye koymadılar. Dediler ki ‘Bunun katili sizsiniz’. Bunlar halen daha anlamak istemiyorlar. Bizi duvara sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bizim sesimize kulak verin, bizim sesimize kulak vermeseniz de iki yıl daha yüz yüzeyiz. Bu iş bu vaziyette gidecek. Halkımız zarar görmesin diye uğraşıyoruz. Bunlar her şeyi çığırından çıkardılar. Çünkü usta olan arkadaşımız kalmayacak duruma geldi, bundan sonra eminim ki iş kazaları da artacak. Çünkü bir belgeyle direğe çıkarmaya çalışıyorlar. Adam daha penseyi tanımıyor. Ölüme sürer gibi insanlar sürülüyor.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*