AK Parti seçim beyannamesini açıkladı (5)

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, Türkiye’nin çevresinde barış ve refah kuşağı oluşturmak için ikili ilişkilerde normalleşme süreçlerine devam edileceği belirtilerek, “Suriye’de akan kanın durdurulması için tüm taraflarla temaslarımızı yoğunlaştıracağız.” ifadelerine yer verildi.

AK Parti’nin, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için hazırladığı seçim beyannamesi kamuoyuyla paylaşıldı.

Beyannamede, Türkiye’nin dış politikasında istikrar, denge ve atılım hedeflerini eş zamanlı hayata geçirmeye devam edeceği vurgulanarak, “Hedefimiz; Cumhuriyet’imizin yeni yüzyılında yirmi yıllık sağlam dış politika temellerinin üstüne uluslararası sistemde etkin, bağımsız, dinamik ve dirençli bir Türkiye ekseni inşa etmektir.” ifadeleri kullanıldı.

AK Parti’nin bölgesel ve küresel meydan okumalarla baş edebilmek ve krizlerin üstesinden gelebilmek için yirmi yıllık tecrübesinin ışığında hareket edeceğine yer verilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Riskleri minimize ederek ve fırsatları etkin şekilde kullanarak ülkemizin uluslararası konumunu daha da güçlendireceğiz. Yeni yüzyılda Türkiye eksenli yeni inisiyatifler üstlenerek küresel barışa ve istikrara daha fazla katkı vereceğiz. Önceliğimiz; Türkiye’nin bağımsızlığını merkeze alan, güvenliğini en üst düzeyde sağlayan, askeri gücünü pekiştiren, ekonomik refahını büyüten ve demokrasisini güçlendiren bütüncül bir dış ve güvenlik politikasını sürdürmektir. Amacımız; Türkiye’nin son yirmi yılda elde ettiği kazanımları sağlamlaştırmak, bölgedeki istikrara ve sürdürülebilir bir düzenin oluşumuna katkı sunarak barışçıl, adil ve istikrarlı bir uluslararası düzenin inşa edilmesini sağlamaktır.”

“Çevremizde barış, istikrar ve refah kuşağı inşa edeceğiz”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bağlamında, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli İstihbarat Başkanlığı başta olmak üzere dış politikanın planlanması ve yürütülmesinde kritik öneme sahip kurumların daha da güçlendireceğinin belirtildiği beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Yüzyılı’nda dış politika, güvenlik ve savunma alanlarındaki milli önceliklerimizi üç stratejik kuşakta hayata geçiriyoruz. Bir; çevremizde barış, istikrar ve refah kuşağı inşa edeceğiz. İki; kıtasal açılımlarımızı yeni hamlelerle kurumsallaştıracağız. Üç; daha adil bir küresel düzenin kurulmasına öncülük edeceğiz. Bu üç kuşaktaki politikalarımızı da çok boyutlu ve çok yönlü bir diplomasi yürüterek Türkiye eksenini kuracağız. Ülkemizin etrafında bir barış, istikrar ve refah kuşağı tesis etmek ana hedefimizdir. Bu doğrultuda komşu ülkelerle ve bölgelerle ilişkilerimizi, iyi komşuluk ilkesi ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürüteceğiz.”

“Yeni göç hareketliliğinin oluşmasını engellemeye devam edeceğiz”

Bir yandan sınır güvenliğini sağlamlaştıran, terörizm ile mücadeleye devam eden ve egemenlik haklarını koruyan politikaların en aktif şekilde uygulanacağı, diğer yandan komşu ülkelerle ilişkilerin milli menfaatlere saygı, işbirliği, refahın büyütülmesi, istikrar ve barış temelinde daha da güçlendireceğinin vurgulandığı beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Çevremizdeki coğrafya ve bölgelerde çatışmaların ve krizlerin sona erdirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Çevremizde barış ve refah kuşağı oluşturmak için ikili ilişkilerimizde normalleşme süreçlerine devam edeceğiz. Bölgemizde ortak serbest ticaret alanları oluşturacağız ve Türkiye’nin bir lojistik ve ticaret üssü olmasını sağlayacağız. Bölge ülkelerinin yeniden imarına katkı vermeye devam edeceğiz. Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını, bu ülkelerde terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasını ve Irak’ta kapsamlı ve kalıcı bir istikrarın sağlanmasını esas alan politikamızı sürdüreceğiz. Komşumuz Suriye’deki savaşı, bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde, Suriye halkının meşru beklentileri doğrultusunda çözmek için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz. Suriye’nin kendi halkı ve komşularıyla barışık, terör örgütleri, vekalet savaşları, ayrılıkçı gündem ve dış müdahaleden arındırılmış bir ülke haline getirilmesi için her türlü diplomatik ve diğer tedbiri alacağız. Güvenli bölgelerde devam eden çatışma sonrası istikrar sağlama sürecini desteklemeye, yeni göç hareketliliğinin oluşmasını engellemeye ve Türkiye’de geçici koruma statüsünde bulunan sığınmacıların geri dönüşünü kolaylaştıracak mekanizmaları daha etkin şekilde hayata geçirmeye devam edeceğiz. Suriye’de BM zemininde devam eden çok taraflı çözüm sürecini ve Astana Süreci kapsamında çatışmayı sonlandırmak için oluşturulan mekanizmada etkin rol oynamaya devam edeceğiz. Suriye’de akan kanın durdurulması için tüm taraflarla temaslarımızı yoğunlaştıracağız.”

“Komşularımızla barışçıl diplomasiyi ilk çözüm göreceğiz”

Beyannamede, Irak’ı Ortadoğu’daki bölgesel istikrar açısından en önemli ülkelerden biri olarak görüldüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Bu kapsamda Irak’ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, ülkedeki tüm kesimleri kucaklamaya devam edeceğiz. İki ülke arasında her türlü ulaşım bağlantısını arttırmak için gerekli altyapı çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Irak’ta terör örgütlerinin mevcudiyetinin ve eylemlerinin sonlandırılması ile Irak’ın adeta çimentosu olan Türkmen soydaşlarımızın adil temsiliyete kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. İran ile başta ekonomik ilişkiler olmak üzere birçok alanda yürüttüğümüz işbirliğini devam ettireceğiz. Amacımız bölgesel istikrarın ve düzenin tesis edilerek çatışmasız bir Ortadoğu’nun inşa edilmesine maksimum katkı sunmaktır. Bu amaca ulaşmak için bütün komşularımızla barışçıl diplomasiyi ilk çözüm merci olarak göreceğiz.”

“NATO ittifakına katkılarımızı sürdüreceğiz”

Türkiye olmadan Avrupa’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasının mümkün olmayacağının vurgulandığı beyannamede, şöyle devam edildi:

“NATO ittifakı bünyesindeki konumumuzu tahkim ederek, güvenliğin bölünmezliği ilkesinden hareketle ittifaka katkılarımızı sürdüreceğiz. ABD ile ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve eşit ortaklık temelinde geliştireceğiz. Kurduğumuz stratejik mekanizmayı güçlendirerek başta PYD/ YPG, FETÖ ve yaptırımlar konuları olmak üzere ülkemizin güvenlik önceliklerine uygun somut adımların atılmasını sağlayacağız. Rusya ile siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi, enerji alanındaki işbirliğimizi devam ettireceğiz. Suriye ve Ukrayna meselesi başta olmak üzere bölgesel sorunların uluslararası hukuk ilkelerini gözeterek barışçıl bir şekilde çözümünü destekleyeceğiz. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kalıcı barış, refah ve istikrarın temini için çalışmayı sürdürecek; halihazırda yürütülen normalleşme süreçlerine milli menfaatlerimiz temelinde katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Filistin meselesindeki pozisyonumuz iki devletli çözüm zemininde İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesidir. Tarihi bağlarımız ve vicdani hassasiyetlerimiz çerçevesinde Filistin davasını her vesileyle hatırlattığımız ilkeler temelinde desteklemeye devam edeceğiz. Libya’da devam eden siyasi diyalog sürecini aktif şekilde destekleyeceğiz.”

(Sürecek)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*